Dünyamızda böcekler büyük bir öneme sahiptir. Gerek faydaları yönünden, gerekse de meydana getirdikleri zararlardan dolayı önem oluştururlar. Tohumlu bitkilerin tozlaştırılmasında, bal ve giyecek olarak ipekten faydalandığımız gibi zararlı türlere karşı biyolojik mücadelede böceklerin yanı sıra birçok canlı grupları etmen olarak kullanılmaktadır. Ama bunların içerisinde böcekler özel bir öneme sahiptir ve en çok yararlanılan canlıları oluşturur. Dünyada ilk biyolojik mücadele çalışmaları 17. yüzyılda başlamıştır. Apanteles glomeratus L.’un Pieris brassicae L.’nın içinde yaşadığı ilk defa 1602’de Aldro-Wondo tarafından tespit edilmiş, bu durum daha sonra Valus Vieris tarafından değerlendirilmiştir. İlk parazit tanımlaması 1700’de Hollandalı Antoni Van Lewenhoek tarafından böceklerle ilgili mükemmel eser veren bilim adamlarından Reaumur 1795’te yayımlanan eserinde biyolojik savaş kavramını geliştirmiştir. Kitabında Yaprak Biti zararlısından bitkiyi kurtarmak için Neuropter yumurtalarının getirilmesine değinirken biyolojik mücadelenin belki de ilk basılı önerinin de sahibi olmuştur.
Corolus Linneaus yayımladığı eserde meyve bahçesi zararlılarıyla mücadelede bir predatör böcek olan Calasoma sycophanta (L.)’yı , ayrıca Yaprak Bitlerine karşı Coccinellid, Neuropter ve parazitoit arıları önermiştir. Mairiticus adasında Şeker Kamışına zarar veren bir çekirge türüne karşı (Nemadecris septemfasciata) 1762’de Hindistan’dan bir kuş türünün (Achridot heres tristis) getirilmesi uluslararası alanda avcı böcek kullanılmasının ilk örneklerindendir. Charles Darwin ve Russel Wallaceve 1800’lü yıllarda doğal denge kavramının genel hatları ve biyolojik savaş kavramının gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. ABD dışarıya yararlı ihraç eden ilk ülkedir. Phyloxera’nın avcısı olan Phyzoglyphus phylloxera Ril. Adlı akarın canlı bireylerini Fransa’ya göndererek bu konuda öncülük yapmıştır. İtalyan mikrobiyolog Anquistina Basse 1836’da mikropları böcek savaşımında kullanmayı önermiştir. A. Berlesse tarafından 1906’da Pseudaulacaspis pentagona (Targioni-Tosswtt)ya karşı İtalya’ya ABD’den getirilen Prospaltella berlesei (Howard) çok etkili olmuş ve uzun yıllar diğer ülkelerde de kullanılmıştır. 1888-1940 yıllarında biyolojik mücadele büyük ilgi görmüş fakat II.Dünya savaşı yıllarında ortaya çıkan DDT ile başlayan Sentetik- organik bileşikler biyolojik mücadelenin gerilemesine neden olmuştur. Ancak zamanla kimyasal savaşın sakıncalarının anlaşılmasıyla biyolojik savaşın tek ve diğer yöntemlerle beraber kullanımıyla önemini yeniden kazanmıştır. Türkiye'de Biyolojik Mücadele ile ilgili ilk çalışmalar 1930'lu yıllarda turunçgil alanlarında zararlı Torbalı koşnil, Icerya purchasi 'nin avcısı, Rodalia cardinalis'in yurtdışından getirilerek ülkemize yerleştirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. Ekosistemlerde geniş etkili ilaçlar kullanılmadığında birçok yararlı böceği içeren zengin bir doğal düşman potansiyeline sahiptir. Entegre mücadelede bu doğal düşmanlara zarar vermeyecek, onların korunup, çoğalmalarını sağlayacak uygulamalar yapılması biyolojik mücadelenin temel prensibi olarak benimsenmelidir.
Bu amaçla Diyarbakır Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü bölgesinde de Süneye (Eurygaster integriceps Put.)‘ye karşı 2004 yılında Trissolcus Semistriatus Nees.’un kitle üretim ve salım çalışmalarına başlamıştır. Ayrıca Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Mısır ve pamukta sorun olan bazı zararlılar karşı biyolojik mücadeleye yönelik ön çalışmalarda yürütülmektedir.
Biyolojik Mücadele Nedir?
Zararlı, hastalık ve yabancı otların başka canlılar yardımıyla ekonomik zarar seviyesinin altında tutulmasıdır. Yani doğada zararlı olan canlıları tamamen yok etmeden, doğal dengeyi koruyucu, onarıcı ve destekleyici önlemler almaktır. Bu amaçla biyolojik mücadelede:
Parazitoidler (Yaşayışları yönünden konukçusuna bağlı olan ve çoğu kez gelişmelerini bir konukçu bireyde tamamlayan canlılar)
Predatörler (Yaşayışları yönünden avlarına bağlı olmayan ve gelişmeleri süresince birden fazla, hatta pek çok av ile beslenen canlılar)
Patojenler ( Canlılarda hastalığa neden olan virüs, bakteri, fungus ve nematod gibi mikroorganizmalar)
Rekabet veya antagonistik etkileri ile katkıda bulunan diğer canlılar kullanılmaktadır.
Neden Biyolojik Mücadele Uygulamaktayız?
Tarımsal üretim sırasında ürünü hastalık ve zararlılara karşı korumak amacıyla çeşitli mücadele yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri olan kimyasal mücadele son zamanlarda;
- Çevre kirliliği
- Hedef alınmayan organizmaların zararlı duruma geçmesi
- Hedef alınan zararlılarda dayanıklılık oluşumu,
- Doğal düşmanların yok edilmesi
|